Kabirde Münker Ve Nekir’in Sual Sormalarının Hak Olduğuna İnanmak
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Ebu Hüreyre’den; Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Ölü defnedildiğinde, ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker diğerine de Nekir denir. Ölüye: “Bu adam (Rasûlüllah) hakkında ne diyorsun?” diye sorarlar. O da hayatta iken söylemekte olduğu; “O, Allah’ın kulu ve Resûlüdür. Allah’tan başka Allah olmadığına, Muhammed(s.a.s.)’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim.” sözlerini söyler. Melekler; “Biz de bunu söylediğini biliyorduk zaten.” derler. Sonra kabri yetmiş çarpı yetmiş zira’ kadar genişletilir ve aydınlatılır… Eğer münafık ise, “İnsanların söylediklerini duyup aynısını söylerdim, bilmiyorum” der. Melekler de, “Böyle söylediğini zaten biliyorduk.” derler. Sonra arza: “Onu sıkıştır” denir. Arz onu sıkıştırır da kaburga kemikleri birbirine geçer. Allah onu yattığı bu yerden tekrar diriltinceye kadar kendisine azap edilir.” (Tirmizi, Cenâiz, 70)
“Allah, îman edenleri dünyada da âhirette de değişmeyen sağlam söz üzerinde sabit kılar. Zâlimleri ise saptırır. Allah dilediğini yapar.” (İbrahim, 14/27) âyetinde geçen âhiret hayatından maksat kabir; “sabit söz”den maksat da “Kelime-i Şehadet”tir denmiştir.
İbn Mâce, Sünen’inde şöyle demektedir: “Allah, iman edenleri sabit bir söz ile metanetli kılar.” âyeti, kabir azabı (sorgusu) hakkında indi. Ölüye kabirde; “Senin Rabbin kim?” diye sorulur. O da; “Rabbim Allah’tır, Peygamberim Muhammed (s.a.s.)’dir.” diye cevap verir. İşte mü’min ölünün böyle cevabı; “Allah iman edenleri sâbit söz ile dünya hayatında ve ahirette metanetli kılar.” meâlindeki âyetin ifadesidir. (İbn Mace, Zühd, 32; Ayrıca bk. Buhari, Tefsîr, Sûre, 14)
“Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün; Firavun’un adamlarını azabın en ağırına sokun, denir.” (Mü’min, 40/46)
Ayetinin de kabir suali ve kabir azabı ile ilgili olduğu tefsir kitaplarında belirtilmiştir (İbn Kesîr, “Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm”, 40/46. Ayetin tefsîri).
“Bu ümmet kabirlerinde imtihan edilecek. İnsan defnedilip arkadaşları ondan ayrılınca, elinde topuzla bir melek gelerek onu oturtur ve; ” Resulullah hakkında ne dersin “? diye sorar. Kişi mü’min ise; “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)’in, Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet ederim” diye cevap verir. Melek de ona; “Doğru söyledin” der…” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, III, 3, 40).
Ehl-i Sünnet’e göre Münker ve Nekir’in kabirde ölüyü sorguya çekmeleri haktır. Kabrin sıkması ve azabı haktır. Bu bütün kâfirler ve asi bazı mü’minler için olan bir şeydir (İmam Azam, “Fıkh-ı Ekber”, trc. H. Basrî Çantay, Ankara 1985, s. 14).
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, ölüyü defnettikten sonra; ” Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret dileyiniz, çünkü o, şu anda sorguya çekilmektedir” buyurmuşlardır. (Ebu Davud, Cenâiz)