İsrâ Ve Mirâç ?
İsrâ Ve Mirâç ?
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ın Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, bir gece yürüyüşüyle götürülmesine “İsra” denir. Oradan göklere çıkarılmasına da “Miraç” denir.
“(Muhammed Mustafâ ile Rabbinin) araları, iki yay arası kadar, ya da daha yakın oldu.” “Allâh o anda kuluna vahyini bildirdi.” (Necm 9-10)
Maalesef bazı sapık fırkalar miracın uykuda gerçekleştiğini söylemektedirler. Bizler bu eserde -Allah’ın izni ve yardımıyla- miracın hem ruhen hem de bedenen olduğunu kati bir surette ispat edeceğiz.
Kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yürüten zatı tesbih ve tenzih ederiz. (İsra 1) İsra seyahatinin anlatıldığı bu ayet-i kerimede, أَسْرَى بِعَبْدِهِ denilerek عَبْد ifadesi kullanılmıştır. Bu lafız, ruh ve bedenin toplamından ibarettir ve Kuran’da geçtiği bütün yerlerde ruh ve beden bütünlüğünü ifade etmiştir. Mesela Alak suresinde şöyle buyrulmuştur: Namaz kıldığı zaman bir kulu engelleyeni gördün mü ? (Alak 9-10) Bu ayette de beden ve ruh bütünlüğü kastedilmiş; sadece beden veya sadece ruh kastedilmemiştir.
Yine Hazreti Nuh hakkında şöyle buyrulmuş:
اِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا Şüphesiz o, şükreden bir kuldu. (İsra 3)
Bu ayette yine عَبْد ifadesi kullanılmış beden ve ruh bütünlüğü kastedilmiş; Sadece Hazreti Nuh’un ruhu veya sadece bedeni kastedilmemiş, bunun gibi misaller çoğaltılabilir.
Miracı kabul etmeyen kişinin aldandığı nokta, bu büyük mucizeyi kendi durumuyla mukayese etmesidir. Hâlbuki bu hadise bir mucizedir. Her mucize gibi bu da insan anlayışının çok ötesinde meydana gelmiştir. Bununla birlikte, Bediüzzaman Hazretleri miracı akla yakınlaştırmak için meseleyi fizik kanunlarıyla da ispat etmiştir. Üstad Hazretlerinin eserinden iktibas ederek meseleyi izah etmeye çalışalım:
Yürüyen bir insanın saniyedeki hızı yaklaşık 1.6 metredir.
Sesin saniyedeki hızı 340 metredir.
Işığın saniyedeki hızı 300.000 km’dir.
Görmenin hızı ise ölçülemeyecek kadar fazladır.
Çünkü güneşin ışığı bize sekiz dakikada ulaşabiliyor iken, biz bir anda güneşe görüşümüzle ulaşabiliyoruz. Ruhun hızı ve onun da ilerisinde olan hayalin hızı ise ölçülmesi mümkün olamayacak kadar ilerdedir. Çünkü ruhtan ibaret olan ve Kur’an’da “Ruh” diye tavsif edilen Cebrail (a.s.) Arş’tan dünyamıza bir anda gelebilmektedir. Hayal ise kâinatın ötesine mesela cennete bir saniyede ulaşabilir. Demek, kâinatta bulunan her varlığın -maddi olsun manevi olsun- hızları birbirinden son derece farklıdır. Bir kısım insan, Cenab-ı Hakk’ın bu kadar farklı varlıkları âdeta zamansız idare etmesini hayranlıkla tefekkür ederken, bir kulunu kısa bir zamanda bütün kâinatta gezdirmesini aklına sığıştıramayıp inkâr ediyor. Onun bu inkârı, âlemi tefekkürdeki eksikliğindendir.