Reddiyeler Tüm Yâzılar

Ali Şeriati

Ali Şeriati

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Ali Şeriatî’nin (Muhammed Kimdir) isimli kitabında ki tehlikeli görüşleri; Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in diliyle övülen ve ashabın en büyüğü olan Hazreti Ebûbekir, Hazreti Ömer ve Hazreti Osman (Radıyallahu anhum) hakkındaki iftiraları şöyle: “Ebûbekir, ihtiyar, yumuşak, her işi basite alan birisidir. Tehlike dolu toplumsal, siyasal mesuliyet, böyle bir ruhsal yapıyla bağdaşmaktan daha ciddi ve önemlidir.”

“Ömer, yenilikçilik özelliği yoktu, düşünce açısından zayıftı, itikadî ve fikrî bir mevzu söz konusu olduğunda çok güçsüz görülüyordu. Kendisi de devamlı düşünsel alandaki hatalarını itiraf ediyordu.” (Sayfa 317)

Osman, görüş açısı ve dünya görüşü dar zayıf birisidir. Peygamberle yaptığı işbirliği sırasında kimse onun en ufak bir üstün ve fevkalâde iş yaptığını görmemiştir. İslâm’ın öz ruhunu, derinliğini, sınıfsal yönelimini hissedememiştir. İslâm’ı, şiarlar ve İslâm rehberini “şiarları yücelten’den” başka bir şey olarak niteleyemiyordu. Servet ve süse, kavmine ve kendine düşkünlüğü, büyüklere ve altına, güç ve kan sahiplerine saygıda bulunma, onun ruhunda o kadar güçlüdür ki, onun ahlâkî bağı, İslâm’dan daha çok cahiliyeye yakın ve iç içedir. En büyük tehlike, tehlikeli ve güçlü Beni Ümeyye Hanedanına mensup oluşudur. Kuşkusuz onun böyle bir ruhsal yapı ve görüş açısıyla, bu uyanık, layık İslâm maskesi takmış güçlü düşmanların elinde bir sadık uygulayıcıdan başka bir konumu olmayacaktır. (Sayfa 318)

Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) cennetlik olduğunu müjdelediği zat hakkında kullandığı ifadeye bakın: Abdürrahman bin Avf, mal severliği süse düşkünlük huylarını, câhiliyeden kendisiyle birlikte taşımaktadır. menfaat ile hakikat onun gözünde ayrılmaz bileşik ve birbirinden ayırt edilmez bir olgudur. (Sayfa 323)

Resulullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in hastalığı anında sefere çıkmak üzere olan Üsâme ordusundan bahsederken şöyle diyor: “Ebûbekir ile Ömer sıradan asker idi. Bu mesele onların ağrına gidip, açıkça Üsame’nin komutanlığına itirazda bulundular.” (Sayfa 324)

Vefatından önce herkese hakkını vermek isteyen Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle söylediğini yazıyor: “Ey halk, kimin sırtına kırbaç vurmuşsam, kime küfür etmişsem…” (Sayfa 329)

Hâşâ, Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’i başkalarına küfür eden biri olarak gösteriyor.

Hazreti Ömer’in, Ashâb-ı kiramın diğerleri gibi Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yolunda canını feda etmekten çekinmeyeceğini bütün Müslümanlar bilir, ama Ali Şeriatî, Peygamberimiz’in ömrünün son saatlerinde bir şeyler yazmak istemesi üzerine, Hz. Ömer’in Peygamberimiz hakkında şöyle söylediği iftirasını yapıyor: “Bu adam savsaklıyor.” (Sayfa 333)

Bütün tarihlerin yazdıklarına göre, Peygamberimiz, başı Hz. Aişe validemiz’in göğsüne yaslanmış olduğu halde vefat etmiştir. Şeriatî ise tarihe yalan bir not düşerek bu son hali şöyle anlatıyor: “Ali, Muhammed’in başını göğsü üzerine aldı.” (Sayfa 336)

Ali Şeriatî’nin bir de Hac isimli kitabı var. Bir de ona göz atalım, kitap Ejder Okumuş tarafından tercüme edilmiş. Elimizdeki 2. baskı Şûrâ Yayınları’na ait, Nisan 2001 baskısıdır;

Daha başta zehrini kusuyor. Diyor ki: “Ve yine biz, aynı yöntemle, İslâm mezhepleri arasında bir mukayese yapsak, İslâm dâhilinde bulunan Şia’yı, dinler arasında İslâm’ı nasıl görüyorsak öyle görürüz.” (Sayfa 8)

Şeriatî’nin, Hac hakkındaki şu ifadesine bilhassa dikkat: “Ve Haç Müslümanlar arasında her yıl tekrar edilen en çirkin, en mantıksız eylem!” (Sayfa 9)

İman’î bakımdan uygun olmayan öyle sözleri var ki, Allah bizi ve neslimizi bundan ve bunun gibi olanlardan muhafaza etsin. Yazının fazla uzamaması için bu kadar kafi diyoruz…