Reddiyeler Tüm Yâzılar

Fazlurrahman Malik

Fazlurrahman Malik

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

1919 yılında Pakistan’ın Hazara şehrinde doğan Fazlurrahman, 1940’ta Pencap Üniversitesi Arapça bölümünü bitirdi. 1942’de aynı üniversiteye asistan olarak girdi. Burada başladığı doktora çalışmasını, daha sonra İngiltere’ye giderek devam ettirdi. Daha on yaşında iken Kur’ân-ı kerimi ezberlemiş ve uzun yıllar boyunca tanınmış Ehl’i Sünnet âlimlerinden dersler alarak yetişmiş olmasına rağmen İngiltere’deki hocaları, kendisinin İslam felsefesi üzerine yönelmesini sağladılar. İslam felsefesi sahasını, uzun yıllardır ihmal edilmiş bir alan olarak gösterip bu yolda çalışmasının kendisine büyük imkânlar sağlayacağını belirttiler. Genç bilim adamı İngiliz müsteşriklerin tesirine girmiş bulunuyordu. 1950 yılında İngiltere’nin Durham Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Burada İran kültür ve medeniyetiyle İslam felsefesi okutmaya başladı. Artık çalışmalarını tamamen İslam felsefesi üzerine yöneltmişti. Farabi, İbni Sina, İmam-ı Gazali ve Ebü’l Hasen El Eş’ari üzerine tahliller yapıyor dinin temel meselelerini felsefi olarak değerlendirmeye çalışıyordu. Mesela Peygamberlik hususunu tamamıyla felsefi bir yaklaşımla ele alarak çözmeye uğraşıyordu. İngiliz müsteşrikler bir taraftan da kendisini büyük din âlimi diye İslam dünyasına tanıtmaya ve pazarlamaya devam ediyorlardı. Nitekim on yıl içinde şöhreti dünyayı tutan Fazlurrahman’ı, ülkesi Pakistan’da bu fikirlerini yayması ve oradaki akademik çevreleri etkilemesi için gönderdiler. Aynen bir dönem Fransa’da Peygamber efendimizi felsefi bir nazariye ile değerlendiren ve nice mucizelerini inkâr eden Hamidullah’ın, Türkiye’deki üniversitelere misafir hoca sıfatı ile gönderilerek dersler verdirilmesi gibi Fazlurrahman da 1961 de ülkesi Pakistan’a gelerek fikirlerini Üniversite camiasına aktarmaya başladı. 1962’de ise Pakistan İslami Araştırmalar Enstitüsü genel müdürlüğüne atandı. Bu arada mükemmel İngilizce bilmesi ve İngiltere ile rahat iletişim kurabilmesi nedeniyle Pakistan Devlet Başkanı Eyyüp Han’ın danışmanlığına da getirildi. Artık fikirlerini daha rahat yayma imkânı bulan Fazlurrahman, bir taraftan üniversitelerdeki akademisyenlere din felsefesi adı altında bozuk düşüncelerini aktarıyor bir taraftan da makale ve kitaplarını yayınlamaya devam ediyordu. 1965 yılında basılan “İslamic Methodologyin History” adlı eserinde hadis, sünnet ve fıkıh alanında yeni anlayışlarla içtihad yapmanın önemini vurguluyor, “İslam” adlı eserinde ise asırlardır İslam akaidini ortaya koyan Ehl’i Sünnet âlimlerinin Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i şeriflerden aktardıkları söz ve yazılarını tenkit ederek artık bu fikirlerin değişmesi gerektiğini savunuyordu. Onun bu kitapları Ehl’i Sünnet uleması nezdinde büyük tepki toplayıp infiale sebep oldu ve alimler kendisinin mürted olduğunu açıkça belirtti, tepki o kadar büyüktü ki Fazlurrahman ülkeyi terk etmek mecburiyetinde kaldı ve Amerika’ya gitti. 1969 yılında Chicago Üniversitesi’ne İslam düşünce profesörü olarak göreve başladı. Ancak ona özel bir misyon verilecekti. O, bundan sonra farklı İslam ülkelerinden gelen Müslüman öğrencilerle ilgilenecek ve onlara fikirlerini aşılayacaktı. 1988’de ölümüne kadar bu görevi eksiksiz yerine getirdi!..