Âkâid-İzâle Tüm Yâzılar

Yöneticilere İtaat

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Müslümanların huzuru ve selâmeti, İslâmiyet’in gereği gibi yaşanması, dolayısıyla dinin güçlenmesi başta sağlam bir devlet başkanı bulunmasına bağlıdır. Müslümanlar yöneticileri etrafında kenetlendikleri ve aralarına herhangi bir bozgunculuğun girmesine meydan vermedikleri takdirde, hiçbir düşman onların birliğini ve dirliğini bozamaz. Müslümanların devlet başkanlarına destek vermesi İslâm devletini güçlendirir; devletin devlet olarak, milletin de millet olarak görevlerini mükemmel bir şekilde yapmasını sağlar. Müslümanların devlet başkanına bağlılık sözü verdikten sonra bîatlarını bozarak onun aleyhinde çalışmaları ise, devletin zayıflamasına ve görevlerini gereği gibi yapmamasına yol açar. Neticede hem devlet hem de millet zayıf düşer. Bu hal din ve devlet düşmanlarının işine yarar. Devlet başkanları veya onların temsilcileri gayri meşrû hareketlerde bulundukları zaman, hemen karşı tavır takınıp devleti ve idareyi zayıf düşürecek teşebbüslere girişmemelidir. Öyle durumlarda sabırlı davranmalı, bu haksızlıkların giderilmesi için çaba sarfetmelidir. Sabırsızlık gösterip bozguncu tavır takınmak, devlet reisinden ve dolayısıyla İslâm ümmetinden kopmaktır. Efendimiz’in ifadesiyle devlet başkanından bir karış dahi ayrılmak, devleti başsız ve güçsüz bırakmaya yol açar. Buna sebep olan kimseler de, tıpkı câhiliye devrinde olduğu gibi, düzeni bozulmuş bir toplumda yaşayıp ölmeye mahkûm olurlar.

Ey îmân edenler, Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan (şeriata uygun emirler veren) ulul emre de itaat edin. Şâyet herhangi bir şeyde (dinî bir meselede) anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlü’ne, (Kuran’a ve Sünnet’e) arz edin. Bu, sizin için daha hayırlı ve netice bakımından da daha güzeldir. (Nisâ, 59)

Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş, bana karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur. Devlet başkanına itaat eden bana itaat etmiş, devlet başkanına karşı gelen bana karşı gelmiş olur.” (Buhârî, Cihâd 109, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 32, 33. Ayrıca bk. Nesâî, Bey’at 27; İbni Mâce, Mukaddime 1, Cihâd 39)

İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Devlet yöneticisinden hoşa gitmeyen bir şey gören kimse sabretsin. Zira kim devlet başkanına itaatten bir karış dışarı çıkarsa, Câhiliye devrinde ölmüş gibi olur.” (Buhârî, Fiten 2; Müslim, İmâre 56)

Malını zorla alsa da emirin sözünü dinle ve ona itaat et! (Buhari)

Müslüman, hoşuna gitmese de, emirin sözünü dinler ve ona itaat eder. Emir, günah olan bir şeyi emrederse, o emri dinlemek gerekmez. (Buhari)

Emirine isyan edenin sevaplarının tamamı gider. (Beyhakî)

Bütün müçtehidler, müceddidler ve diğer İslâm âlimleri, itaat etmemekle isyan etmeyi birbirinden tamamen ayrı mütalâa etmişlerdir. Onlar, Allah’ın emrine muhalif durumlarda hiç kimseye itaat etmemişlerdir. Bununla beraber kattiyyen isyana teşebbüs yahut teşvik de etmemişlerdir. Bilâkis müminleri isyandan men etmek hususunda gayret ve himmetlerini esirgememişler ve bu vadide bütün Müslümanlara, halleriyle örnek olmuşlardır. Dolaysıyla bu itaat, kayıtsız şartsız bir itaat olmayıp, belli ölçüler çerçevesindedir. Mesela Kur’an şöyle bildirir: Yeryüzünde bozgunculuk yapan ve ıslah etmeyen müsriflerin (aşırı gidenlerin) emrine itaat etmeyin! (Şuara, 151-152)

Hz. Peygamber (s.a.v.), şöyle der: Müslüman kişiye gerekli olan, bir günahla emredilmediği müddetçe, sevse de sevmese de dinlemek ve itaat etmektir. Fakat bir günahla emredilse, dinlemek ve itaat etmek yoktur. (Tirmizi, Cihad, 29)

Kısaca, Şeriatı uygulamayan bir yöneticiyi değiştirmek ümmete vacibdir, ancak bunu yapacak gücü olacak ve iç savaş, düşmanın taarruzuna fırsat vermek gibi tehlikeler de bulunmayacak. Eğer daha büyük bir zarar ihtimali varsa, uygun zaman ve imkan beklenecektir.