Âkâid-İzâle Tüm Yâzılar

Şirkin Dışında Büyük Günah İşlemenin Mümini İman Dairesinden Çıkarmayacağına İnanmak

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Şirk, yani Allah’a ortak koşarak ölen bir kimseyi Allah affetmez. Bu kişi ölmeden tövbe edip imana gelirse, Allah onu affeder. Diğer büyük günahları işleyip tövbe etmeden ölen Müslümanı, Allah dilerse bağışlar dilerse o günahı miktarı azab eder. Bu soruyu cevaplarken, işlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanların konumuz dışında olduğunu hemen belirtelim. Asıl mevzumuz, inandığı halde bu tür günahlara düşen ve onlardan pişmanlık duyanlardır.

1) Eğer müminlerden iki grup savaşırsa aralarını ıslah edin. (Hucurat 9) Şimdi sorumuz şu: Müslümanların birbiriyle savaşması helal midir yoksa haram mıdır? Elbette haramdır ve büyük günahtır. Birbiriyle savaşan ve birbirini öldüren Müslümanlar büyük günah işlemektedirler. Peki, onların bu büyük günahı işlemeleri onları dinden çıkarmış mıdır? Hayır, çıkarmamıştır! Eğer onların birbirleriyle savaşması ve birbirlerini öldürmesi yani büyük günah işlemeleri onları kâfir yapsaydı, Allah onlara müminler demezdi.

2) Eğer günah işlemek kişiyi kâfir yapıyorsa, Allah’u Teâlâ günah işleyenleri tövbeye davet ederken onlara kâfirler diye seslenir. Yok, eğer günah işlemek kişiyi kâfir yapmıyorsa, Allah’u Teâlâ onlara müminler diye seslenir. Şimdi, Allah’u Teâlâ tövbeye davet ettiklerine nasıl seslenmiş, buna bakalım:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا اِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا
Ey iman edenler! Allah’a tövbe-i nasuh ile (samimi ve gönülden bir tövbeyle) tövbe edin. (Tahrim 8) Allah’u Teâlâ günah işleyenlere nasıl hitap etti? Dedi ki: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا Ey iman edenler! Bakın, Allah’u Teâlâ günah işleyenlere müminler diyor. Eğer günah işlemek kişiyi kâfir yapsaydı onlara müminler diye hitap etmezdi. Madem hitap etmiş, o hâlde büyük günah işleyen mümindir. Günahı onu dinden çıkarmamış ve kâfir yapmamıştır. İşte bütün bu deliller, günah işleyenin mümin olduğunu ve imandan çıkmadığını ispat eder.

3) Tâbin ve ümmetin çoğunluğuna göre, büyük günah işleyen kimse, Allah’a ve ondan gelenlere iman ettiği için mümindir. Fakat işlemiş olduğu günah sebebi ile fasık olmuştur. Fasıklık ise, insanı imandan çıkarmaz. (Abdülkahir El Bağdadî, sayfa 103-104)

4) Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, bu sorunun cevabını Lema’lar adlı eserinde şu şekilde vermektedir: “İnsanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı (el altında bulunan hazır bir lezzeti), ileride gayet büyük bir mükafata tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azab-ı müecceleden (sonradan gelecek, tehir edilmiş bir azaptan) ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor. Belki, inkâr ediyorlar. Nefis dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlup oluyorlar.” “Şu hâlde; kebairi (büyük günahları) işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle, akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir.” Evet, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin ifade ettiği gibi, insanın yaradılışında, cennetin akıl almaz lezzetlerini çok ötelerde görmesi ve bu yüzden onları ikinci plana atıp, hemen eli altındaki günah lezzetlerine meyletmesi gibi bir özellik vardır. Çok acıktığı için kendisini en yakın lokantaya atan bir adamın, ısmarladığı iki porsiyonluk döner on-on beş dakika gecikeceği için hemen eli altında bulunan kuru ekmeği kemirmeye başlaması ve midesinin yarısını onunla doldurması, bu sırdandır.

Yine Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin dediği gibi, insan bir ay sonra gireceği bir hücre hapsinden çok, hemen yemek üzere olduğu bir tokattan korkar. Yani bu hissiyata göre cehennem azabı, onun için çok uzaktır ve Allah da zaten affedicidir. İşte insan, bu mülahazalarla imanlı olmasına rağmen, günahlara meyleder ve nefsinin de desteklemesiyle içine düşebilir. Evet büyük günahları işlemek, imansızlıktan gelmez. Fakat o günahlar, tövbe ile hemen imha edilmezse, insanı imansızlığa götürebilir.

Bu konuda yine Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’ni dinleyelim: “Günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra, ta nur-u imanı (iman nurunu) çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre (Allah’ı inkara) gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil belki küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırıyor…”