Âkâid-İzâle Tüm Yâzılar

İman Ve İslam’ın Şartları

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

İmanın Şartları:

1- Allah’ın Birliğine İnanmak: Hepinizin ilahı, tek ilah olan Allah’tır. O’ndan başka ilah yoktur. O, Rahmân ve Rahîm’dir. (Bakara Suresi 163. Ayet) Tabiki Allah’a inanmak için evvela onu tanımak lazımdır. Yahudi ve Hristiyanlar da Allah’a inandıklarını söylemektelerse de; “Allah’ın oğlu ve hanımı var” şeklindeki sapık
inançlarından dolayı Allah’a inanmaları muteber sayılmamıştır. Dolayısıyla Allah’a inanmak, onun: “Varlığına, birliğine, doğmadığına, doğurmadığına, oğlu, kızı ve hanımı bulunmadığına, eşi dengi olmadığına, bütün kemal sıfatlarla muttasıf olup, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olduğuna” inanmak demektir ki bu hususta daha geniş malumat ileride görülecektir. O halde Allah-u Teala hakkında şuna inanmalıyız ki, “Allah-u Teala varlığı vacip olan, yokluğu düşünülemeyen ve varlığı zatın’dan olup hiçbir kimseye muhtaç olmayan bir zattır.” Allah-u Teala, tektir. Zatında da sıfatlarında da hiç bir ortağı yoktur. Allah-u Teala, bütün kemal sıfatlarla mevsuf (üstün sıfatlara sahip) olup, noksan sıfatların tümünden münezzeh son derece uzaktır. Allah’u Teala hiç bir icap (kimsenin zorlaması) olmaksızın dilediğini yapan, hiç şüphesiz mahlukatı yaratan ve her yaptığını bir hikmete dayalı olarak yerli yerinde yapandır.

2- Meleklere İnanmak: Melekler: “Seni tesbih ve her türlü noksanlık’tan tenzih ederiz! Senin öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. Elbette her şeyi hakkıyla bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olan ancak sensin!” dediler. (Bakara Suresi 32. Ayet) Melekler, değişik şekillerde görülebilen, zor işlere Allah’ın izniyle güçleri yeten latif cisimler nurani varlıklardır. Melekler, erkeklikten, dişilikten, yemekten içmekten, abdest bozmaktan, doğmaktan,
doğurmaktan münezzehtirler. Gece gündüz hiç durmadan tespih ederler. Allah’a isyan etmezler, emir olunanı yaparlar. Onlardan kimisi semavi (gök ehli), kimisi de arazi yer ehlidir. Meleklere dişi isimler takıp resimlerini yapmak, insanı kafir edecek derecede tehlikelidir. Melekler Allah-u Teala’dan izinsiz hiç bir şeyi kendiliklerinden yapamadıkları için her hangi bir nedenle onlar hakkında kötü konuşmak ve onlara düşman olmak, gerçekte Allah’a düşmanlık sayıldığından insanı dinden çıkarır. Bu husus Yahudilerin Cebrail Aleyhisselam’a düşmanlığı ile ilgili olarak Bakara suresinin 97- 98. Ayet-i kerimelerinde zikredilmiştir.

3- Kitaplara İnanmak: Yine onlar, hem sana indirilene hem de senden önce indirilenlere iman ederler. Âhiret gününe de yakînen inanırlar. (Bakara Suresi 4. Ayet) Allah-u Teala yüzdört kitap indirmiş olup bunların dördü büyük kitap yüzü ise sahifelerden ibarettir. Bu kitaplarda Allah-u Teala’nın emir ve nehileri (yasakları) vaad ve vaidi (müjde ve tehditleri) mevcut olup, hepsi Allah-u Teala’nın kelamıdır. Bu kitaplara karşı vazifemiz, onların Allah-u Teala’dan geldiğine inanıp, Kuran-ı Kerim’in gelmekle diğerlerinin okunmalarının, yazılmalarının ve bazı hükümlerinin neshedilmiş (geçersiz kılınmış) olduğunu bilmemizdir. Bugün okuyup amel etmekle emir olunduğumuz tek ilahi kitap, Kur’an-ı hakimdir ve onun hükmü kıyamete kadar geçerlidir. Dört büyük kitaptan Tevrat, Musa Aleyhisselam’a, Zebur, Davud Aleyhisselam’a, İncil, İsa Aleyhisselam’a, Kuran-ı Kerim’de Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e indirilmiştir. Kur’an-ı Kerimin bütün ayetlerine inanmak gereklidir. Bir ayetini inkar, tümünü inkar sayılır. Dolayısıyla namaz, abdest ayetlerine inanıp da, faizin haramiyeti gibi, muamelatla, hırsızın kolunun kesilmesi gibi, ukûbat cezalarla ilgili ayetleri inkar etmek, insanı kafir eder. İslam dini ve Allah’ın yolu anlamına gelen “Şeriat” ı inkar etmekte kafirliktir. Zira Şeriat’a uymak, Casiye Suresinin 18. Ayeti kerimesinde Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e, dolayısıyla bütün ümmetine Allah-u Teala’nın en büyük emirlerinden biridir.

4- Peygamberlere İnanmak: Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil’e ve Mikâil’e düşmansa, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır. (Bakara Suresi 98. Ayet) Allah-u Teala’nın resullerine iman, onların “Allah-u Teala tarafından kullarını müjdeleyici ve
korkutucu, onlara din ve dünya işlerinde muhtaç oldukları bilgileri açıklayıcı olarak gönderilmiş kullar” olduklarına inanmaktır.

5- Ahiret Gününe İnanmak: Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. (Âl-i İmrân Suresi 22. Ayet) Öldükten sonra dirilip Allah-u Teala’nın huzurunda hesaba çekilerek, herkesin yaptığının karşılığını bulacağı ahiret alemine inanmak, Allah-u Teala’ya inanmak gibi zaruri bir meseledir. Maalesef günümüzde müslüman olduklarını söyledikleri halde öldükten sonra dirilmek hakkında şüphesi olanlar vardır. Halbuki bu husus şüphe kaldırmayan iman esaslarından biri olarak “Amentü” de yer almıştır.

6- Kaderin, Hayrın Ve Şerrin Allah’tan Geldiğine İnanmak: O, sizi çamurdan yarattı, sonra ömrünüze belirli bir süre tâyin etti. O’nun katında belirlenmiş bir ecel daha vardır. Siz ise hâlâ şüphe edip duruyorsunuz. (En’âm Suresi 2. Ayet) Her müslümanın şuna inanması gerekmektedir ki, alemlerin yaratılmasından sonsuza kadar olup bitecek hiç bir şey rasgele olmayıp, her şey Allah-u Teala’ın kaderiyle, takdiriyle, ayarlamasıyla, düzenlemesiyle, iradesiyle ve kudretiyle meydana gelmektedir.

İslâmın Şartları:

1- Kelime-i Şehadet Getirmek: İmam Gazzâlî, Allah’tan başka ilâhın bulunmadığına inanmanın imanın kemali için yeterli olamayacağını kaydettikten sonra Hz. Peygamber (asm)’ın risâletinin önemine değinir ve nübüvveti tasdik etmekle imanın tamamlanacağını belirtir. (İhya, I, 120) Bu da Allah’ın varlığına ve birliğine Resulu Ekrem (asm)’ın açıkladığı şekilde inanılması gerektiğini gösterir. “De ki, Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân 31) mealindeki ayet bu gerçeği kanıtlamaktadır.

2- Namaz Kılmak: Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.(Bakara Suresi 43. Ayet) Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir. (Bakara Suresi 45. Ayet)

3- Oruç Tutmak: Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. (Bakara Suresi 183. Ayet)

4- Zekat Vermek: Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler. (Mü’minûn Suresi 4. Ayet)

5- Hacca Gitmek: Hac vakti, bilinen aylardır. O aylarda ihrama girip hac yapmaya karar veren kişi hac boyunca cinsî münâsebetten, günah işlemekten, kavga ve münâkaşadan tamâmen uzak durmalıdır. İyilik olarak ne yaparsanız, Allah onu elbette bilir. Bir de yolculuk için yanınıza azık alın. Şüphesiz azığın en hayırlısı takvâdır. Öyleyse ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten ve azabımdan sakının! (Bakara Suresi 197. Ayet)