Âkâid-İzâle Tüm Yâzılar

Namaz Kılmayan Kafir Midir ?

Namaz Kılmayan Kafir Midir ?

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Bilerek namazı terk etmek dünya ve ahirette azaba sebeptir… Namazın akıllı, büluğ çağına girmiş, hayız ve nifastan temizlenmiş her Müslümana farz olduğu konusunda görüş birliği vardır. Namazı kılmamanın azaba sebep olacağına dair Kuran-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Onlar suçlulara sorarlar: Sizi Sakar cehennemine sürükleyen nedir? Suçlular şöyle cevap verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir, 40-43) 

“Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı terk ettiler, heva ve heveslerine uydular. Onlar bu taşkınlıklarının cezasını yakında göreceklerdir. Fakat tövbe edip, iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır.”(Meryem, 59-60) 

Abdullah İbni Mübarek, Ahmed Bin Hanbel, İshak ve bazı Şafii alimleri namaz kılmayanın kafir olduğu görüşüne gitmişlerdir. Ebu Hanife, Ehl-i kufe Müzenî ve bazı şafiler ise namaz kılmayanın kafir olmadığı ve öldürülmeyeceği görüşündedirler. Bu alimler, namaz kılıncaya kadar hapsedilip tazir cezasına çarptırılacağını söylemişlerdir. Şafi ve Malikilere göre bu durum fasıklık alametidir. Tembellikten dolayı namaz kılmayan tevbeye çağrılır, tevbe edip namaz kılmazsa hadden öldürülür. Tıpkı zina eden evliler gibi. Ancak taşlanarak değil de kılıçla öldürülürler. 

Ahmed Bin Hanbel, namaz kılmayanın küfre girdiği görüşündedir. Hanbelilerin Delili: Hz. Câbir (radıyallâhu anh)’in anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’in şöyle söylediğini işitmiştir “Kişiyle şirk arasında namazın terki vardır.” Tirmizi’nin metni şöyledir: “Küfürle iman arasında namazın terki vardır.” Tirmizî ve Ebû Dâvud’un bir diğer rivayetinde: “Kulla küfür arasında namazın terki vardır.” Hz. Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Benimle onlar (münafıklar) arasındaki ahid (antlaşma) namazdır. Kim onu terkederse küfre düşer.” Bu hadisler de namazı kılmamanın küfrü gerektiren hususlardan olduğuna delil teşkil etmektedir. 

Ebû’l-İhlâs Hasen eş-Şurunbulâlî el-Hanefî (994H) şöyle buyurdu: “Namazı tembellikten dolayı kasten terkeden kişi, (önce tövbe etmeye ve namaz kılmaya davet edilir, kabul etmezse) vücudundan kan akana kadar dövülür. Sonra da namaz kılana kadar hapsedilir. Ramazan orucunu terkedenin hükmü de aynıdır. Bu kişiler öldürülmez. Ancak (bunların) farz olduğunu inkâr ederler veya hafife alırlarsa o zaman öldürülürler.” Bu cezaları İslâm Devletinin yetkili kişileri uygular

Âlimlerin cumhuru ise namazın terki konusunda şöyle demişlerdir: Bir kimse, namazın farz oluşunu inkâr ederse,o kâfirdir ve İslâm dîninden dönmüştür. Eğer namazın farz oluşunu inkâr etmiyor, fakat tembellikten dolayı terk ediyorsa, bu kimse büyük günah işlemiş olur, ancak İslâm dîninden çıkmış olmaz, üç gün içerisinde tevbe etmesi istenir. Eğer tevbe ederse, tevbesi kabul edilir yoksa küfür (inkâr) cezası değil de had cezası uygulanarak öldürülür. Bu hükme göre bu kimsenin cenazesi yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır, ona mağfiret ve rahmetle duâ edilir, müslümanların kabristanına defnedilir, miras alır ve miras bırakır. Kısacası hayatta olan veya ölen günahkâr müslümanlar hakkında uygulanan bütün hükümler bu kimse için de geçerlidir.”