“Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrail, o gece Rablerinin izniyle her iş için inerler.” (Kadir 3-4)
“Her kim Allah’a, Allah’ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mikâil’e düşman olursa iyi bilsin ki, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır.” (Bakara 98)
“Gök gürültüsü O’na hamd ile melekler de O’nun korkusundan dolayı O’nu tesbih ederler.”(Rad 13)
“Göklerde ve yeryüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah’a secde ederler.”(Nahl 49)
Görmemek, olmamaya delil değildir.
Meleklerin varlığını inkâr edenlerin söyledikleri tek söz: “Melekleri görmüyoruz, görmediğimiz şeye nasıl inanalım?” sözüdür. Hâlbuki bu söz sadece melekleri değil,beraberinde birçok şeyi de inkâr ettirmektedir. Zira insan bu âlemde çok az şeyi görebilmekte ve beş duyu organı ile çok az eşyayı fark edebilmektedir. Mesela:
Gözümüz 1 mm.nin beşte biri kadar küçüklükteki cisimleri görebilir. Ama daha küçük olanları göremez. Şimdi, 1 mm.nin beşte birinden daha küçük olan cisimleri inkâr mı edeceğiz?
Yine ışığın da ancak yedi rengini görebilmekte, diğer renkleri görememekteyiz. Şimdi, görebildiğimiz yedi rengin dışındaki renkleri inkâr mı edelim?
Yine insan, titreşimi 0,4 ile 0,7 arasında olan ışınları görebilmektedir. Bu dalga boyundaki ışınları gözümüzün retina tabakası sinirler vasıtasıyla tanıyabilirken, bunun dışındaki yüzlerce hatta binlerce ışığı görememektedir. X, gama, morötesi, kızılötesi, radar, kozmik, röntgen ve radyoaktif ışınları bunlar arasında sayabiliriz. Şimdi, bütün bu ışınların varlığını göremediğimiz için inkâr edeceğiz ve bu inkârımızda haklı mı olacağız ?